Sarımsak Yanıkları: Sarımsağın Faydaları Nelerdir? Bilinçsiz Sarımsak Kullanımı Neden Tehlikelidir?

Sarımsak, yani Alliaceae familyasının en önemli temsilcilerinden biri olan Allium sativum L., hem günlük diyetin bir parçası olarak hem de hastalıktan korunma ve tedavide tüm dünyada en yaygın kullanılan tıbbi bitkilerin başında gelmektedir.

Elimizdeki tarihsel veriler sarımsağın geçmişteki tüm büyük uygarlıklar için en önemli bitkilerden olduğunu kanıtlamaktadır. Örneğin Antik Mısır’da, piramitlerin inşasında çalışan işçilere enerjilerini ve güçlerini arttırmak amacıyla sarımsak veriliyordu. Ayrıca bu bölgede birçok hastalık sarımsakla tedavi ediliyordu, hatta ünlü Mısır Firavunu Tutankhamun’un mezarında da sarımsak kalıntıları bulunmuştur.

Antik Yunan Dönemi’nde yapılan ilk olimpiyatlarda atletler, yarışma öncesinde mutlaka sarımsak tüketirlerdi. Yine Antik Çin ve Japon uygarlıklarında sarımsağın; hazımsızlık, solunum şikâyetleri, depresyon ve erkeklerde erektil disfonksiyon gibi birçok farklı rahatsızlık için kullanıldığını gösteren bulgular mevcuttur.[1]

Orta Çağ’da sarımsak, kolera ve veba gibi salgın hastalıklarla mücadelede önemli bir rol oynamıştır. Hekimlerin o dönemde hastaları muayene etmeden önce maskelerini sarımsak ekstresiyle ıslattığını biliyoruz. II. Dünya Savaşı sırasında Rus askerlerine sarımsak verilmiş, askerler bu sarımsağı yaralandıkları zaman yaralarının mikrop kapmasını önlemek amacıyla kullanmışlardır.

Ülkemizde de geleneksel halk tıbbında sarımsağın bugün dahi pek çok farklı amaçla hastalara uygulandığını söyleyebiliriz. Prof. Dr. Turhan Baytop, Türkiye’de Bitkiler ile Tedavi adlı kitabında, sarımsağın Anadolu’da kurt düşürücü, yara iyileştirici, tansiyon düşürücü, saçkıranı tedavi edici gibi amaçlarla kullanıldığına yer vermiştir. Baytop, 100 gram parçalanmış sarımsak, 200 gram su ve 200 gram şekerin karıştırılarak bir müddet bekletilip süzülmesiyle elde edilen şuruptan günde 2-3 çorba kaşığı içildiğinde kurt düşürücü etkisinin olduğundan bahsetmektedir. Saçkıran tedavisi için ise bir miktar sarımsak havanda ezilir, ezilen sarımsaklar sıkılarak özütü alınır, bu özütün 1 gramı 10 gram su ile sulandırılır ve bu karışım içine, ekstrenin bozulmasını önlemek için, 10 damla kadar alkol konulur. Bu karışım saçkıran görülen bölgelere sürülmektedir. Bu tarifler, Anadolu’da halk arasında hala kullanılmaktadır.[2] Konumuz açısından önemli olduğu için, sarımsağın deriye direkt olarak uygulanmasının bu yöntemler arasında yer almadığını da vurgulamakta fayda görüyoruz.

Sarımsağın Farmakolojik Etkileri ve Kimyasal Bileşimi

Geleneksel tedavide binlerce yıldır bu denli yaygın olarak kullanılan sarımsak, hiç şüphesiz bilim insanlarının da ilgisini çekmiş ve sarımsağın hem kimyasal, hem de farmakolojik özellikleriyle ilgili yüzlerce bilimsel çalışma yapılmıştır. Bu çalışmaların bazıları in vitro, bazıları in vivo, bazıları ise daha geniş kapsamlı klinik çalışmalardır.

Sarımsağın insan sağlığı üzerindeki etkinliğini değerlendirebilmemiz için en doğru sonuçları çift kör, randomize, plasebo kontrollü klinik çalışmalar ile elde etmekteyiz. Buna göre sarımsak, özellikle mide kanseri ve kolorektal kanserlerde koruyucu rol oynamaktadır.[3], [4] Soğuk algınlığının önlenmesinde sarımsağın etkinliğini araştıran bir başka çalışmaya göre, 12 hafta boyunca sarımsak ekstresi kullanan grup kullanmayanlara göre ciddi oranda daha az hastalanmıştır.[5] Ayrıca sarımsak, fibronolitik aktiviteyi arttırarak, aterosklerozun önlenmesinde fayda sağlar; birçok patojen suş üzerinde antibakteriyel, antifungal, antiprotozoal ve antiviral etki meydana getirir.[6]

Sarımsağın, bilimsel olarak gösterilmiş biçimde insan sağlığına yaptığı faydalar sayısızdır. Sarımsak, bu faydalarını, bileşiminde bulunan çok sayıda kompleks yapılı fitokimyasala borçludur. Sarımsağın önemli biyolojik aktivitelerinden ve meşhur tat ve kokusundan, özellikle organosülfür bileşikleri sorumludur. Bu bileşikler, allil grupları ve sülfür atomların sayısına bağlı olarak farklı biyolojik etkiler meydana getirirler. Bunların en bilinenleri alliin, allisin, S-alil sistein (SAC), dallildisülfit (DADS) ve dialiltrisülfit (DATS) olan polisülfittir; een önemlisiyse allisindir. Sarımsak kesilir, parçalanır veya ezilirse, sarımsak dişlerinin etrafını saran zar parçalanır ve yapısında bulunan allinaz enzimi aktif hale gelir. Alliin, işte bu allinaz enzimi sayesinde allisine dönüşmektedir. Allisin oldukça kararsız bir bileşiktir ve koşullar uygunsa, bahsettiğimiz dialilsülfür (DAS), dialildisülfit (DADS), dialiltrisülfit (DATS) gibi çeşitli lipofilik polisülfitlere dönüşür.[7]

Allisin ve diğer organosülfür bileşikleri oldukça kuvvetli bileşikler oldukları için insan sağlığına yararlı etkiler meydana getirmenin yanı sıra yanlış kullanıldıklarında ciddi advers etkilere neden olabilirler. Bu yazıda da doğru kullanıldığında son derece masum ve yararlı olan sarımsak ile kendinize verebileceğiniz belki de en büyük zarardan, sarımsak yanığından detaylı olarak bahsedeceğiz. Sarımsak yanığı “ev yapımı tarifler” nedeniyle en sık karşılaşılan komplikasyon olmasına rağmen halk arasında çok az kişi tarafından bilinmekte ve bu durum halk sağlığı açısından ciddi bir tehdit oluşturmaktadır.

Sarımsak Yanığı Nedir?

Sarımsak yanığı, ezilmiş haldeki sarımsağın deri üzerine direkt olarak uygulanmasıyla oluşan bir çeşit kimyasal yanıktır. Bugüne dek dünyada birçok sarımsak yanığı vakası rapor edilmiştir. Bu yanıklar genellikle ikinci, bazen de üçüncü derece, eritemin ve vezikülobullöz değişikliklerin gözlemlendiği, derinin bariyer hasarının gözle görünür halde olduğu ve interstisyel sıvının dışarı aktığı yanık lezyonları olarak karakterize edilmiştir.[8] Bazı yanık vakalarında ise nekroz ülser dokuları bulunmaktadır. Nekrotik dokular genellikle sarımsağın 12 saatten daha uzun süre uygulandığı vakalarda meydana gelmektedir.[9] Diyabetli hastalardaysa bu yaralar selülite dönüşebilmektedir. Yaranın Pseudomonas aeruginosa ile enfekte olduğu vakalar da vardır. Bazı ciddi vakalarda ise yaradan sonra sepsis geliştiği dahi rapor edilmiştir.[10] Sarımsak yanığında yara iyileşmesinin ardından kalıcı yaralar (skar dokusu) da oluşabilmektedir.

Yanık lezyonlarının büyüklüğü, sarımsak uygulanan alanın büyüklüğüne bağlıdır ve her vakada değişiklik gösterir. 1 cm çapında lezyonların oluştuğu vakalar olduğu gibi, toplam deri yüzeyinin %10’unun tamamen yandığı hastaya da rastlanmaktadır. Büyüklük ve yanığın derecesi haricinde lezyonların şekli ve sınırları da sarımsak yanığı tanısında rol oynamaktadır. Sarımsak yanığında lezyonlar genellikle daha keskin sınırlara sahiptir.

Ne yazık ki halkın sarımsak kullanımı konusundaki bilinçsizliği, tanı koymayı zorlaştırabilmektedir: Örneğin oldukça ilginç olan iki ayrı vaka örneğinde, hastalar deride yanık şikayetiyle hekimlere başvurmuşlardır. Yanıkları inceleyen hekimler, yanıkların sebebinin sarımsak olduğundan şüphelenmiştir. Ne var ki hastaların her ikisi de, bu yanıkların sarımsak nedeniyle oluştuğu fikrini inatla ve ısrarla reddetmiş, üzerlerine sıcak kahve döküldüğünü ve yaraların kahve kaynaklı olduğunu söylemiştir. Lezyonların keskin sınırlarından şüphelenen hekimler, sarımsak yanığı teşhisinde ısrar edince, hastalar etkilenen bölgeye sarımsak uyguladıklarını itiraf etmiştir. Hatta bu vakaların birinde hekim, yaradan hala karakteristik sarımsak kokusu gelmekte olduğunu rapor etmiştir [11], [12]

Yanık mı Alerji mi?

Sarımsak kaynaklı lezyonların bir yanık reaksiyonundan ziyade bir çeşit alerjik tepkime olup olmadığı da araştırma konusu olmuştur. Bunun için sarımsak yanığı görülen vakaların bazılarına yama testi ve plazma IgE düzeyinin ölçülmesi gibi tahliller yapılmış, sonuçta alerji ihtimali tümüyle elenmiştir. Bundan bağımsız olarak sarımsak alerjisi olan ve sarımsak kullandığında farklı alerjik tepkiler veren kişiler vardır; ancak bunu sarımsak yanığı ile karıştırmamak gerekir. Bu durum tam bir yanık tablosuyla uyumludur.[13]

Sarımsak Yanığı Vaka Örnekleri

Vaka 1 (Türkiye)

57 yaşında kadın hasta, iki dizinde birden ikinci derece kimyasal yanık lezyonları oluşmuştur. Hasta yanıkların oluşmasından bir gece önce diz ağrılarını gidermek amacıyla ezip parçaladığı sarımsakları iki dizine birden uygulayıp bandajla sıkıca kapatmıştır. 8 saat sonra çok şiddetli bir ağrıyla uyanmıştır. Oluşan yarayı görünce önce su ve sabunla yıkamıştır ve povidon iyot çözeltisi uygulamıştır. İyileşmesini umduğu yara iki günün sonunda daha da kötüleşince hastaneye başvurmuştur ve yanık ünitesine sevk edilmiştir. Hastanın yatışı yapılmıştır ve anca bir haftalık yoğun bir tedavinin ardından taburcu edilebilmiştir.[14]

Vaka 2 (Türkiye)

59 yaşında erkek hasta, bel ve sırt bölgesindeki lezyonlara ikinci derece kimyasal yanık teşhisi konmuştur. Hastanın tıbbi geçmişi incelendiğinde, bel fıtığı nedeniyle dört kez operasyon geçirdiği, ancak hala sırt ağrısı yakınması olduğu belirlenmiştir. 1 yıl önce ağrıyan dizlerine sarımsak uygulayan hasta, bundan fayda gördüğünü düşünerek bu kez sırtına sarımsak uygulamaya karar vermiştir. Sarımsakları ezip tüm sırt ve bel bölgesine uygulamıştır ve bandajla kapatmıştır. 12 saat sonra şiddetli ağrı nedeniyle bandajı açtığında yanıklarla karşılaşmıştır. Kendiliğinden geçmesini umarak ilk 5 gün hastaneye başvurmayan hasta, yaraların iyice kötüleşmesiyle mecburen hastaneye gitmiştir. Yaraların P. aeruginosa ile enfekte olduğu anlaşılınca hastaneye yatışı yapılmıştır. Vücudunun %10’u yanan hasta, tam 26 gün hastanede tedavi gördükten sonra taburcu edilebilmiştir.[14]

Vaka 3 (Hindistan)

60 yaşında kadın hasta, sağ dizinde oluşan ülseratif yara lezyonu nedeniyle hastaneye başvurmuştur. Hasta, osteoartrit nedeniyle şiddetli diz ağrıları çekmektedir ve birçok hekime başvurmasına rağmen şikayetleri azalmamıştır. Bir yakınının tavsiyesiyle sarımsak uygulamaya karar vermiştir. 10-12 diş sarımsağı iyice ezerek sağ dizine uygulamıştır ve bandajla kapatmıştır. Ertesi sabah, oluşan şiddetli ağrıyla birlikte bandajı açtığında yanık lezyonlarını görmüştür. Sarımsak yanığı teşhisi konulan hastaya oral ve topikal antibiyotik ve kortikosteroid ilaçlar reçete edilmiştir.[15]

Vaka 4 (Romanya)

65 yaşında kadın hasta, üst dudağındaki Herpes simplex virüsü kaynaklı uçuğu tedavi etmek amacıyla dudak üzerine ezilmiş sarımsak uygulaması yapmıştır. Üst dudağından burnuna kadar olan nazolabial bölgede yanık oluşan hasta, şiddetli ağrı ve anksiyete tablosuyla hastaneye başvurmuştur. Sarımsak yanığı teşhisi konulan hasta, iki hafta boyunca topikal kortikosteroid tedavisi gördükten sonra bölgede hala eritem mevcut olduğundan bir süre de özel bir nemlendirici krem kullanmıştır ve bu şekilde tedavi edilmiştir.[16]

Vaka 5 (New York, ABD)

7 aylık kız bebek iki ayağının tabanında oluşan yanık ve su toplaması şikâyetiyle acil servise getirilmiştir. Ailesi, bebeğin burun tıkanıklığı ve öksürük şikâyeti olduğunu söylemiştir. Tedavi için doğal yöntemler denemek istediklerinde, internette gördükleri tavsiye üzerine uykudan önce bebeğin iki ayağına birden yarımşar diş ezilmiş sarımsak uygulayıp streç filmle kapatmışlardır. Bebek uyandığında streç filmi açan aile, iki ayağının da su topladığını fark ederek derhal acil servise başvurmuştur. Bebek, ağrıdan dolayı fazlasıyla huzursuz olduğu için, önce parasetamol ve ibuprofen verilmiştir; daha sonra yanık ünitesine sevk edilmiştir. Gerekli müdahaleler yapılıp yaralar temizlenmiştir. Bu sırada Sosyal Hizmetler’e de haber verilmiştir; çünkü ABD gibi bazı ülkeler, küçük çocuklardaki sarımsak yanığı vakalarını istismar olarak değerlendirmektedir. Bebek, ancak Sosyal Hizmetler’in özel izniyle tabucu edilebilmiştir. Taburcu edildikten sonra da yaralar tamamen iyileşene dek aile, haftalar boyu düzenli olarak yanık ünitesine gelmek zorunda kalmıştır. Ayrıca Sosyal Hizmetler sık sık aileyi ziyaret ederek bebeğin durumunu takip etmiştir.[17]

Vaka 6 (Brezilya)

72 yaşında kadın hasta, yemek yerken ve diş fırçalarken ağız içinde ve özellikle dilinin üstünde şiddetli bir acı hissettiği gerekçesiyle diş hastanesine başvurmuştur. İlk etapta teşhis konulamayan hasta, bir süre sonra dil üzerinde gözle görünür hale gelen lezyonları da fark edilince, diş hekimleri detaylı bir sorgulama yapmıştır. Bunun üzerine, hastanın bir süredir COVID-19 salgınından korunmak için arkadaşının tavsiyesiyle her gün bir diş sarımsak çiğnediği öğrenilmiştir. Sarımsak yanığı teşhisi konulan hastaya, sarımsak çiğnemeyi derhal kesmesi, sıcak ve asitli gıdalardan uzak durması önerilmiştir. Ağrı kesiciler reçete edilmiştir. Hasta birkaç hafta içinde iyileşmiştir.[18]

Vaka 7 (Denver, ABD)

1 yaşında bir kız bebeği, karın bölgesinde meydana gelen ciddi yanıklarla acil servise getirilmiştir. Ailesi, bir gece öncesinde karın ağrısı şikayeti olan bebeğe doğal bir tedavi uygulamak amacıyla birkaç diş sarımsağı ezmeden göbek deliğinin etrafına uyguladığını belirtmiştir. 9 saat boyunca sarımsak maruziyeti olan bebekte meydana gelen yaralar temizlenmiştir; uygulanan tedaviler ile yaraların düzelmesi 8 günü bulmuştur.[19]

Kalkülüs: Eksiksiz Bir Ders (Cilt 2)

Vaka 8 (Türkiye)

21 yaşında erkek hasta, sol elinin üst kısmında birçok farklı bölgede meydana gelen ikinci derece yanık ve su toplaması şikayetiyle hastaneye başvurmuştur. Hastayla yapılan sözlü görüşmede, hastanın elinin üzerinde bazı bölgelerde dövmelerinin olduğu, bunları doğal yoldan çıkarmak amacıyla birkaç diş sarımsağı ezerek sofra tuzuyla karıştırdıktan sonra dövmelerin üzerine uyguladığı öğrenilmiştir. 4 saat sonra şiddetli acı hisseden hasta, bu nedenle hastaneye geldiğini söylemiştir. Hastanın tamamen iyileşmesi birkaç haftayı bulmuştur ve elbette dövmeleri silinmemiştir.[20]

Vaka 9 (Malezya)

22 yaşında kadın hasta, yüz bölgesinde oluşan yanık lezyonları nedeniyle hastaneye başvurmuştur. Hastayla yapılan konuşma sonrası yüzündeki akneleri tedavi etmek amacıyla bir arkadaşının tavsiyesiyle dört diş sarımsağı ezerek maske olarak tüm yüzüne uyguladığı anlaşılmıştır. 3 saatin sonunda yüzünde yanma ve acı hisseden hasta maskeyi temizlediğinde oluşan yanıkları fark etmiştir. Yüzünü soğuk suyla yıkayıp ardından hemen hastaneye geldiğini söylemiştir. Hasta, hemen tedaviye alınmış olsa da yüzünde meydana gelen yaralar ne yazık ki skar oluşturmuştur. Yoğun bir tedavinin ardından, anca 3 ay sonunda skarlarda iyileşme gözlenmiştir.[21]

Ne yazık ki literatürde bunlar gibi daha onlarca, hatta yüzlerce sarımsak yanığı vakasına rastlamak mümkündür. Bu vakalar içinde en genci 2 aylık bir bebek, en yaşlısı da 81 yaşında bir kadın hasta olarak rapor edilmiştir. Vakalar detaylı olarak incelendiğinde, ABD’den Hindistan’a, İngiltere’den Türkiye’ye, neredeyse tüm ülkelerden, her kesimden sarımsak yanığı vakasının kayıtlara geçtiği görülmektedir. Bunların bazıları topikal tedaviyle 1-2 haftada iyileşirken, bazıları neredeyse bir ay hastanenin yanık ünitesinde yatarak tedavi görmek durumunda kalmıştır. Yani sarımsak yanığı, ciddiye alınması gereken, oldukça yaygın bir durum olarak karşımıza çıkmaktadır.

Sonuç ve Öneriler

Son dönemde özellikle sosyal medyada birçok hastalığın tedavisinde “doğal ve zararsız” olduğu iddia edilerek deriye sarımsak uygulanmasının önerildiğini görüyoruz. Bu, oldukça yanlış bir tavsiyedir. Sarımsak, çiğ halde, özellikle de parçalandıktan sonra deri ve mukozaya direkt olarak uygulandığında kimyasal yanıklara sebep olmaktadır. Literatürde bunun yüzlerce örneği bulunmaktadır. Sarımsak miktarı ve maruziyet süresi arttıkça, oluşan lezyonun büyüklüğü ve yanığın derecesi de artmaktadır.

Sarımsak yanığı, oluşan lezyonun karakterine göre her hastada farklı şekilde tedavi edilmekte, bazı hastalar kısa sürede iyileşirken bazılarında kalıcı hasarlar oluşmaktadır. Peki, bu durumu önlemek için neler yapabiliriz? Aşağıda, sarımsak yanığı gibi sorunlar yaşamamak için alabileceğiniz önlemleri bulabilirsiniz:

  • Her şeyden önce, “Doğal ise zararsızdır.” algısını bütünüyle terk edin; bu tamamen yanlıştır. Bu algı, özellikle de bilim karşıtı ve art niyetli kesimlerce maddi çıkar amaçlı desteklenmektedir.
  • Sosyal medyada ve internette gördüğünüz bu tarz “ev yapımı karışım” tariflerinden, hangi sebeple olursa olsun uzak durun. Sağlığınızla ilgili tavsiyeleri yalnızca sizi düzenli takip eden hekiminiz ve eczacınızdan almanız en doğrusu olacaktır. İnsan sağlığıyla ilgili hiçbir eğitim almamış kişilerin sübjektif gözlemlerine dayanan tavsiyeler size yarar getirmeyecek, aksine bu gibi sorunlar yaşamanıza neden olacaktır.
  • Sarımsak, geleneksel tedavide binlerce yıldır kullanılan, etkinliği bilimsel çalışmalarla da kanıtlanmış en önemli tıbbi bitkilerden biridir – belki de en önemlisidir. Doğru şekilde kullanıldığında sizi kanserden dahi koruyan sarımsak, yanlış kullanıldığında (görüldüğü gibi) cildinizde kalıcı hasarlar oluşmasına neden olabilir.
  • Sarımsağı bir gıda maddesi olarak belirli dozlarda tüketmek sarımsak yanığına sebep olmaz, bu konuda içiniz rahat olsun. Yemeklerinize, aşırıya kaçmadan, tarifin gerektirdiğinin ötesine geçmeksizin sarımsak katmanızda hiçbir sorun yoktur.
  • Sarımsağı haricen kullanmakta ısrarcı olanlar, sarımsağı deriye direkt uygulamak yerine sarımsak yağı kullanmayı deneyebilirler. Bunun için sarımsakları çiğ halde ezerek zeytinyağının içinde 4 hafta kadar bekletin. Daha sonra yağı süzün ve koyu renk cam bir şişede saklayın. Sarımsak-zeytinyağı maseratı dediğimiz bu yağı kullanmadan önce de mutlaka cildinizde ufak bir bölgede deneyin, çünkü bu tür preparatlarda alerji riski her zaman vardır. Alerjik bir reaksiyon göstermemeniz hâlinde daha büyük bir alana uygulayabilirsiniz. Ancak en doğrusu, cilt şikayetinde hekime başvurmaktır ve hekim önerisi olmaksızın hiçbir harici tedaviyi uygulamamaktır.
  • Özellikle küçük çocuklar, yaşlılar ve diyabet hastaları gibi hassas hasta grupları sarımsak yanığına karşı çok daha dikkatli olmak zorundadır.
  • Fitoterapi (bitkiler yardımıyla iyileşme) ciddi bir iştir, bu konuda sadece gerçek uzmanlara danışmanız elzemdir.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *