Kulüpleri soyma ödeneği açıkladı. Şerafettin Tilki, Alpay Özalan’ın ipliğini pazara çıkardığı

Karga, karga gak dedi, çık şu dala bak dedi..
Böyle başlardı tekerleme..
Zeka oyunları, hayvanları alemin eklemedi.
Çocuklar merak içinde dinler, bu tür masalımsı anlatımlarla hayaller kurarlardı.

Karga, koca bir parça beyaz peynir muhafaza edilir.
Çıkmış ağacın en yüksek dalına.
Tilki aç mı aç.
Ağacın altından bakıp, durmuş.
Ne yapsam, etsem; peyniri kapsamlı diye planlar yapmış.
Ağaca çıkamaz. Uçamaz.
Buldum demiş kendi kendine.
Karga’yı gazlamış.
‘Ne güzel sesin var. Keşke senin gibi olabilirsem. Hayvanlar aleminin Pavarotti’si olmazdım” demiş.
Çok zeki geçinen Karga ‘GAK’ demiş.
Tilki, ağzından düşen peynir yemiş.
Bu zeka oyunu değerli insanlar içinmiş.
Büyüdükçe anlamış olduk.
Bir bölmeden gelen insanlar, işte bu TİLKİ kurnazlığı ile ne haltlar işliyorlar neler..

Bu tipler yüzünden, ne kulüpler batıyor. Ne insanlar bir sente içindeyken uzaya çıkıyor!
Ne ilginç di mi dostlar.
Batırdıkları kulüplerin üstüne basıp, Karun hazinesi korudukları gibi zenginleşiyorlar.
Bravo.

Bu İngiliz kulüpleri neden batmazlar diye meraklandım. geçtiği puanları göz attı.
O da ne. Premier lig ile bizim adımız Süper, kendisinin amatör lig arasında büyük olasılıkla var.
20 takımlı İngiltere’de, 7 kulüp Başkent Londra’dan. Biz de; 8 İstanbul ekibi olduğu gibi.
Kalite felan benzerliği değil yani.
Karıştırmayın.

Futbolun beşliğini bırakıp yurda döndüm.
Duygulandım.
Ne günlerdi. Ah ah!
Eskişehir, Mersin, Sakarya, Kocaeli, Bursa, Erzurum, Diyarbakır.. Futbolun beşiği olan illerimizdi. Bu kentlere giden biri futbolla hiç ilgisi olmasa da maç günü olduğunu anlardı.
Futbolu yayayan şehirler..
Kentlerin de canı var yaşayıp, yaşatırlar.
bölümler futbol topunun canı olduğu gibi!

Malum maçı siyaset – futbol iç içe. Bu güzide illerimiz, bu nedenle alt liglere düştüler. Kapılarına kilitlere vurulmak üzere olanlar çok.

Belediyeler için rant kapısı çocukları. Oysa kente hizmet amaçlı Belediye, profesyonel kulüpler kurmaz. Gençleri spora devam etmek için amatörlere destek olur. Ancak işin kolayı gerilimi. Kur profesyonel kulüpleri. İş yapacak olana, kulübe yardım et gel de. Ordan akan oluk gibi paraları, tepe tepe kullan. Ayrıca siyasi güç, mevki elde et.

Saydığımız bu futbol kentlerimizin ortak özelliği bu. Siyaset – futbol yapısına kurban gittiler.
Bir örnek verelim. Eskişehirspor. Hatırlayan olur. Olmaz ise, metni okur. Fethi, Nihat, Ender. Lig ve Avrupa kupalarında toz dumana katmışlardı. Taraftarı inanılmazdı. Anadolu’nun futbol elçisi gibi idiler.
Halil Ünal: 2004 – 2019 yılları arasında 4 ayrı dönemde 7 yıl başkanlık yaptı. Öyle bir sürü İle kafanızı yormayım. Olan şu: 3 milyon ile alınan borç: 300 milyon maliyeti teslim etti.
Bitik, evlilikte..

Kulüpte bu görevi yaşarken, siyasette tam tersi görüntü vardı. Yılmaz Büyükerşen, kenti Avrupai görünümüne soktu. Eskişehir’e kanallar yaptı. Hatta deniz bile getirdi, deniz!
İşte farklı partiden olan Ünal, ne yapmış bilemiyorsun. Büyükerşen ile görüşüp, “Ya bize yardım edeceksiniz. Ya da evlerin anahtarını size teslim ederim..” demiş.
Gel de içinden çık içinde.
İlgili gerekliliklere sahip olmak, belediyeler profesyonel kulüplere maddi yardımda bulunamazlar.
Belediye başkanı, kent halkının yaşam tarzı olan kulüpler için kafa yormuş. Otopark ve benzin istasyonu tahsisleri vardır. Amaç nakit ödemeleri sağlansın.
O da ne.
Haydaa demeyin.
Yok bunda fayda..
Otopark ve Benzinlik anlık evlere peşkeş çekilip, alınan para yine kulüplerde hiç olmuş..
Amaç üzüm yemek değil. Bağcıyı dövmek ya..
Alpay Özalan teknik direktör yapılıyor. Oradan siyasete geçiş tüneli ile İzmir’den vekilliğe.
Eskişehirspor’un belediye ilgisizliği yüzünden battı havası tutmuyor.
Tutsa ne olur, tutmasa ne.
birbirine; Es, Es, Es.. Ki, Ki, Ki, Eski, Eski…
Yok oluyor. Herkesin gıpta ile baktığı bu güzel takım, mum gibi eriyor. Düşene bir tekme de sen vur diyormuş gibi..
Kurtuluş için çırpınıp duruyor..

Eskişehir örneklemeden hareket ile; isimlerini yazdığımız diğer şehir takımlarımız da böyle.
Bacasız sanayi futbol. En güzel reklam yeri. Başka hiçbir yerde göremezsiniz. Futbolu bu işin içinden gelen ehil insanları yönetmez. Liyakat yoktur. Siyasetçiler gölge Başkan olur. Yakınını görüntüde Başkan yapar. Ayakkabıcı Türkiye Futbol Federasyonunu yönetir. Sonuçlar ortada..

Neler neler var.
Yerimiz dar mı dar. Ancak aklımız da var.
Varrr..
Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek.. Bir oğluna kulüpleri, ameliyathanede TV kanalı kurdu.
O ana kadar; işletmelerinde işi gücü yoktu.
En sonunda bu işleri kuracak sermayeleri hiç yoktu.

İstanbul farklı mı..
Degil elbet.
Sistem değişikliği İBB üstünden neler yapıldı.
Damat Göksel Gümüşdağ anlatımız. İçine atar!
Ayrıntıları ayrıntılı olarak açıklayacağız.
Az sonra..
Karanlıktan, aydınlığa..
Hele bir de; karlar düşüp, yağmurlar yağarsa..
İşte o zaman; değmen benim gamlı yaslı gönlüme..

.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *