‘Kök hücre ile diz çökmesinden kurtulun’

Kadın Hastalıkları ve Rehabilitasyon Uzmanı Doç. Dr. Sena Toluilerleyen yaşların korkulu rüyası osteoartrit yani halk arasında bilinen adıyla diz kireçlenmesine karşı önemli uyarılarda bulundu.

Doç. Dr. Tolu, diz eklemlerinin insan vücudunun en büyük ve en sık yaralanan eklentileri olduğunu belirterek, “Kireçlenme, uzantıları oluşturan kemiklerin yüzeylerini kaplayan ve kemiklerin birbiri üzerinde kayarak hareket yorgunluğu sağlayan elastik yapıdaki kıkırdak çocuklarının geçmesi amacına ulaşır. Diz parçalarında bulunan ve sadece 3 mm gümrüklerinde olan sağlıklı kıkırdak doku, kusursuz yapı sayesinde yürüme, koşma, merdiven inme çıkma ve çömelme gibi bileşenleri zorlayan günlük yaşama ağrıyı hissetmeden yapmayı sağlar. Kıkırdakta büyümesi durumunda olması, uzantılar yüzlerinde uzantıye bağlı dizde boyunca kıkırdağın kendi yapısı, uzantıları kapsülü ve bileşenlerin bileşenlerinden öğeler da etkilenerek, dizde ağrı ve şişme gelişirken, günlük tatillerde problemler ortaya çıkardiye konuştu.

‘AĞRI, ŞİŞLİK, HAREKETTE KISITLILIK VE DİZDEN GELEN SESE DİKKAT’

Dizin kireçlenmesinin dünyada yaklaşık 250 milyon kişiyi izlemesi en sık kronik yapılar evine dikkat çeken Doç. Dr. Sena Tolu, şöyle devam etti: “Osteoartrit özellikle ilerleyen yaşta yetersizliğe neden olur. Bugün dünyada 60 yaş üzeri kadınların yüzde 13’ünde, heykel yüzde 10’unda osteoartrit bulunmaktadır.

Diz kireçlenmesinin temel neden etkilerinin yanlış kullanımı, ilerleyen yaş, fazla kilo ve diz çevresi kasların zayıf olması olsa da da bölümlerin sonraki bölümleri kırıklar, daha önce geçirilmiş diz ameliyatları ve romatizmal hastalıkları da dizide ağlamanın lifleri neden olur. Diz eklemlerinde ağrı, şişme ve hareketlerinde kısıtlılık kireçlenmenin temel belirtileridir. Kireçlenmenin seviyesi yükselir, bu yapının da kullanımı artar.

Diz eklerinden ses gelmesi, toplanma, kilitlenme gibi yakınmalar eklenebilir. Zaman zaman merdiven inip çıkmak, çömelmek hatta yürümek bile zorlukla yapılır hatta yapılamaz hale gelebilir. Bu sürecin sonunda hastaların hareketli kalabilmesi için sürekli ağrı kesicilerini kullanmak zorunda kalır. Ancak bu ilaçların uzantılarını tedavi etmemek gibi, sürekli kullanımları ile mide, yaygınlaştırma ve uzatma gibi organları etkileyerek yan etkilerinin listelenmesi neden olur.”

‘İLK OLARAK ALTINDA YATAN NEDENLER DÜZELTİLMELİ’

Doç. Dr. Sena Tolu, diz kireçlenmesinde onlara ilk hedefin kireçlenme henüz başlangıç ​​aşamasındayken tespit edip ilerlemesini ya da yavaşlatmak bilinerek değinerek, şu bilgileri verdi: “Kireçlenmenin neden olan parametreleri tek tek ölçüm ölçümlerini çok önemlidir. Kireçlenmenin henüz başlangıç ​​aşamasında kilo vermek ve diz çevresi kasları güçlendirici egzersiz programı, kıkırdak ağırlık ilaçları ve fizik tedavi uygulamaları sürecini uzatmak için yeterli iken; kireçlenme ilerledikçe kıkırdak, bağ ve menüsküslerin rejenerasyonunu sağlayan yeni tedavilere ihtiyacı vardır.

Kök hücre, insan vücudunda farklı yapılare dönüşme ve çoğaltma yeteneğine sahip özel kuruluşlardır. Diz kireçlenmesinde bileşenlere sahip olanların yetiştirilmesi kök kuruluş kıkırdak hücrelere dönüşerek, kıkırdak kurumunun yenilenmesini sağlar. Kök kuruluşun hem rejenerasyonu sağlarken aynı zamanda mevcut doğu kıkırdak işletimi da yıpranmasını durdurmaktadır. Kök hücre yapısı özellikle kemik iliği ve yağ dokusunda bol miktarda bulunur.

‘HASTA AĞRI HİSSETMEZ, AYNİ GÜN TABURCU EDİLİR’

Yağ dokusunun kök hücre tedavisinin en büyük avantajının geçmişteki günlük yaşamına bağlı olarak değişimini sürdüren Doç. Dr. Hasta bakımı sırasında da herhangi bir rahatsızlık hissini duymaz, öyle ki aynı gün hastaneden eve gelebilir.

Diz kireçlenmesinde kök hücre tedavisinin, diz kıkırdağındaki ortadan kaldırmasa da hastaların ağrı şişmesi ve eksert sertliği şikayetinde belirgin azalma sonuçları ve böylece ek hareketlerinde kolayca ve günlük yaşam aktivitelerinde rahatlama bölümlerinin bölümleri ile de sonraki bölümleri. Kök hücre tedavisi kireçlenmenin tedavisi bugün için oldukça umut verici tedaviler içinde yerini almıştır. Elbette kök hücre tedavisinin, hem yağ dokusundan hücrelerin elde edilmesi hem de sonları geçtikten sonra bu konuyu yöneten hekimler tarafından yapılması gerekmektedir. Uygun hasta seçimi ve uygulama verileri gibi yapılandırılmış kullanım sürelerinden daha sık uygulanacak Yediler.”

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *