Gülseren Budayıcıoğlu’ndan canlı yayında bomba açıklamaları. Türkiye’nin dili, reytingleri patlatan Gülseren Budayıcıoğlu Candaş Tolga Işık ile Az Önce Konuştum’da soruları yanıtladı. Budayıcıoğlu, Çamdaki Kız’da Uzan ailesini mi anlattı?

Pek çok kitap dizisine uyarlanan Gülseren Budayıcıoğlu, tv100 ekranlarında ilgi ile izlenen Candaş Tolga Işık ile Az Önce Konuştum anlatımında bulunuyor. Budayıcıoğlu, Işık’ın sorularını yanıtladı.

https://www.youtube.com/watch?v=gZPdDDGw408

Çok konuşulan “Bizler çocukluk acılarımızı bize yeniden yaşatacak nesneleri görüşün tanıyabilir; ve gider başkasına değil ona aşık olurlar” yorumlayan Gülseren Budayıcıoğlu, “Normaller, anormaller; doğrular yanlışlar bizim alışkanlıklarımızda inançlarımızda sürekli değişiklikler. Doğru tektir diye düşünürüz ama dünya defterlerinden beri fizik kuralları hariç bütün doğrular yapılandırılmıştır. Bugünkü doğrularımız da çalışıyor diye düşünüyorum. Bu psikiyatride çok oluyor” dedi.

Hasta hikayelerini neden yazıyor?

“Hastaların hikayelerini dizi yapıyor, bir biriktirme özel bilgileriyle para kazanıyor. Bu etik bir şey değil” eleştirilerine yanıt veren Gülseren Budayıcıoğlu, “Bunu yapan benim. Nasıl etik dışı olduğunu düşünüyorum? Ben bunu söyleyenlerin bile buna çok inanarak konuşmaları. Ben Ankaralılar çok iyi biliyorum. İnsan bana o kadar destekleyici ki, hani demiştim ya ‘İnsanlar yazmamıştı; yazmadığıma kızıyor’ diye… Hatta size bir hikâye anlatayım: 2004’te ilk kitabımı indir. Bu konuda o kadar acemiyim ki çünkü bir yazarlık geçmişim yok. Nasıl yazacağım diye tam dört yıl düşündüm. Uğraştım, uğraştım bir dil çalıştırıyorum. En iyisi ben nasıl anlatıyorsam aynı şekilde bu dille yazayım dedim. Ve kitaplar daha sonrada konuşma diliyle yazılmıştır. Bir sabah bana uzun yıllar gelen hastam, ‘Güzel bir kitap bulayım, pazar gününü bir kitapla okuyarak geçeriyim’ demiş. Orada bir Madalyonun İçi diye bir kitap gördü. İlgisini çekmemiş, sonra bir adım öteye götürebilir; ‘Başımdan kaynar sular döküldü, eyvah bu kadının beni olduğu gibi yazdı’ diyerek görüşlerini söyledi. Hastam, kitap ara vermeyi bir gece bitirdi. ‘Ama her taramayı satırda arıyorum, acaba burada mı geleceğim diye?’ Ama hiçbir yerde çıkmadım’ diyor. Cümlenin sonu şöyle bitti; ‘Bu kadar zaman size geldi, insan iki dahi kelime yazmaz mı?’ diye söyledi. İnanamayacağınız kadar çok mektup alıyorum. Bana isimlerini soyadlarını düşünüyorlar. Hiçbir şeyi çekinmeden yazıyorlar. Bugüne kadar buldukları dizilerde ve kitaplarda karakterin kendisini bile tanımakta zorlandı” dedi.

“Hiç kimse kendine ifşa aldığımız gibi bir his kapılmadı”

Yazdığı hayat hikayeleriyle milyonlara ulaşan Budayıcıoğlu, sözlerinin devamında şu ifadeleri kullandı:

“Hep hikayelerini özünü alırım. Hikâyenin sonunda bir mesaj vermek istiyorum, yoksa neden yazayım bu kadar hikâyeyi? İnsanlar bir şey öğrensinler, taklitler bulsunlar, kendilerinden bir şeyleri keşfetmetsin ve bir şeyleri değiştirsin diye. Hiç kimseden rahatsız olmadı ya da alıcı ifşa aldığım gibi bir his kapılmadı. Benim mesleğim doktorluk. Dosyalarım hep kilit altında durur. Sekreterim bile okumasın diye”

Çamdaki Kız, Uzan kadının hikayesi mi?

Camdaki Kız öyküsünden Uzan ailesinin hayatını bildiğinden çıkan söylentilere yanıt veren Budayıcıoğlu, “Uzan ailesini yazmadım. Öyle olsa Uzan ailesi ‘Niye bizi yazdınız’ demez mi?” dedi.

Dizileri neden çok seyrediliyor?

“Aslında bunu ayrıntılarıyla anlatmayı ben de çok istiyorum” diyen Budayıcıoğlu, “Basit bir tesadüf gibi algılayanlar var ama bu tamamen bilimsel bir şey. Ben bir kere toplumumuzu çok iyi tanıyorum. Herkes kestiden binlerce insana baktı. Benim karşıma gelen kırmızı koltuğa oturan herkese ‘Hastam’ dedim. Bu bir cerrahi bir terimdir. Eğer psikiyatriye gelenlere deli gibi bir isim takıyorsak; psikiyatriye gelen insanlar toplumunun en akıllı kesimidir. Çünkü artık gördüğünüz gibi insanların randevusu yer alıyor. Bir de tüketicima çok düşkünlüğüm vardır. ayinleri inciteceğim diye ödüm kopar. Onlarla çok ilgileniyorum” ifadeleri kullandı.

Gülseren Budayıcıoğlu'ndan canlı yayında bomba açıklamaları.  Türkiye'nin dili, reytingleri patlatan Gülseren Budayıcıoğlu Candaş Tolga Işık ile Az Önce Konuştum'da soruları yanıtladı.  Budayıcıoğlu, Çamdaki Kız'da Uzan ailesini mi anlattı?

“Kader motifi” kavramı nedir?

İnsanlarla çok içli dışlıyım. Anladım ki bizim insanımızın birinin elinden tutsun, biri ona yol göstersin bu acılarla yaşamasınlar… Ben bu kader motifi zaferini ortaya koyduğumda sınavlarda bunu değiştirmek için olması gerekeni yaptık. Kitaplar indirmek, şimdi diziler yazmak ve insanlara ulaşmaya çalışmak. Kader motifini çok kısa tanımlayacak olursak, bizim zihnimizde öyle bir bilgisayar var ki daha insanoğlu bunun küçücük benzerlerini bile yapamadı. Bu bilgisayar sadece resimlerini kaydetmiyor; sesler de duygu da kaydediyor. Bir olay yaşıyor, siz o olaydan başka bir duygu ile çıkıyorsunuz. Geçmişiniz de o duygularınızı farklı konumlandırıyor. Bizler değiştikçe hayattan daha güzel ve olumlu şeyler bekledikçe hayat kapılarını daha kolay açmaya başlıyor. Bunu da duygularla ifade etmeye çalışıyor. Siz yönünde daha pozitif bir hale geldikçe bir bakıyorsunuz etrafınızdaki insanlar daha da artıyor. Ben hep şöyle düşünüyorum. Doğduğumuz evlerde o yazılımlar oluşur. Mesela defterlerini seni değerli ve önemli buluyorsa, bunlar kaydedilmişse bunu toplum kolay bozamıyor. Siz iç değerinizi hep muhafaza muhafaza edin. Huzurlu evlerde yetişen çocuklardan yani sevgi dolu kendini değerli barındırdıkları evlerde yetişen çocuklardan kolay kolay ne katil ne hırsız ne dolandırıcı ne de böyle vahşi bir uygulama çıkar. Bunlar nereden çıkıyor? Bunlar sevgi açlığı ve değer görmeyen kalpler ortaya çıkıyor. Aileleri burada görmek istemiyorlar. Herkesi doğurduğu çocuğunu en iyi şekilde büyütmek ister diye düşünmek insan istiyor. onun ailede çocukları bunu oynamıyorlar. Kendini değersiz, işe yaramayan hisseden biri bütün bu saydığım korumayı kaldır” dedi.

“Mutlaka kötü karakterlere şiddet uygularım”

Budayıcıoğlu, ayrıca katkının bulunduğu dizilerin hiçbirinde ağır şiddet olmadığını söyledi. Budayıcıoğlu, “Mutlaka kötü karakterlere şiddet uygulatırım. İsterim ki bunu kınasınlar” ifadesini kullandı.

Candaş Tolga Işık’ın “Türkiye’nin en büyük travması nedir?” soruya cevap veren Gülseren Budayıcıoğlu, “Şiddet. Şiddete tanıklık etmek bu vesileyle önemli bir topluluktur. Toplumumuzda kutuplaşmalar var. Bu da bizim için ciddi bir travmadır” ifadesini kullandı.

Gençlerin gelecek kaygısı… Gençlerin kaygılarına ne öneriyor?

Gençlerin gelecek kaygısına ilişkin gelen bir koruyucu yanıt veren Budayıcıoğlu, “Şu anda bu devirde genç olarak yaşamayı hiç istemezdim. Korkardım, çok iyi pencereleri. Çünkü, sanki bütün imkanlar var gibi görünüyor ama imkanlar hiç yok. Biz ne kadar kutluymuşuz. Elimizde bir diplomamız varsa vereceğimiz garanti… Böyle algılardık ve böyle olmazdı. Gençleri izliyor bir şu da var: İyiyi görüyorlar. Nasıl lüks yaşanır, nasıl keyif yapılır. Sahip olabileceklerine sahip olamamak… Bir de ben gençlere çok üzülüyorum. Hayatın onların acemisidir. Bu Avrupalıların canları çok yanıyor. Ne yapsınlar derseniz şöyle bir şey önereceğim gençlere: Hep taklitleri keşfetmeye çalışsınlar. Kendilerindeki özellikleri keşfetmeye çalışsınlar. Boşvermesinler, insanları bırakmasınlar. Umutlarını kaybetmesinler” ifadesini kullandı.

Dizilerinin hepsini sevdiklerini yazan Budayıcıoğlu, en çok Kırmızı Oda dizisini sevdiğini söyledi.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *